• Misyonumuz

    Usui Reiki, Bilinçaltı Köprüsü, Astroloji, Çakra, Aura, Meditasyon, Kişiye Özel Enerji Dengeleme, Dorn Metod, Yaşam Koçluğu, Ses ve Nefes, Aile Dizimi, Transformal Nefes, Ayurvedik Masaj, Yoga, Holistik Yaşam Koçluğu ve Şifa konularındaki bilgi, birikim, deneyimlerimizi, Seminer ve Uygulamalar olarak sizlerle paylaşmak için buradayız.

    Etik değerlere önem veren deneyimli ekibimiz ile YOL’da hep birlikte yürümek, farkında olmak, anlamak, kendimizi tanımak, dengelenmek, kısaca şifa bulmak, şifa vermek adına yola çıktık.

    Ekibimizin temeli olan Reiki ile diğer uygulamalarımız hiçbir Din ve inanç sistemi ile ilintili değildir. Batı Tıbbı’nın yerine geçmez.

    Reiki, Astroloji, Ses ve Nefes Teknikleri Seminerlerimiz ve Meditasyonlar, Aile Dizimi, gruplar halinde, Bilinçaltı Köprüsü, Kişiye Özel Enerji Dengeleme, Astrolojik Danışmanlık, Yaşam Koçluğu, Dorn Metod, Access ve Kozmik Botoks, Yoga, Transformal Nefes, Holistik Yaşam Koçluğu uygulamalarımız bireysel olarak, belirli tarihler arasında gerçekleştirilmektedir.

    Yedinci Boyut Reiki ekibi’nin şifa için kullandığı sistemler yukarıda adı geçen sistemlerdir. Sistemin temel unsuru ise “İnsan”dır. Unutulmaması gereken en önemli şey tüm sistemlerin birer araç olduğu, şifayı gerçekleştirecek olanın İnsan‘ın kendisi olacağıdır.

    Tijen AYKUT ÇORBACI

    Usui Reiki Master/Eğitmen

  • Reiki

    Reiki Nedir / Nasıl Çalışır?

    Reiki, “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak tercüme edilmiş ve bu şekilde kabul görmüştür. Reiki, iki kelimenin birleşmesinden oluşmuştur, Rei; Evrensel Enerji, Ki; Yaşam Enerjisi / Bio Enerji (Chi, Prana) anlamına gelir.

    Reiki bir şifa sanatıdır. Reiki’nin yaptığı en önemli şey, enerji bedenimizde çeşitli iç ve dış nedenlerden kaynaklanan bozuklukları dengelemektir. Mükemmel bir sisteme sahip olan bedenimizde, zaten var olan kendi kendini onarabilme özelliği, Reiki uygulamaya başladığımızda, tam kapasite ile çalışabilmekte,hastalıkların iyileşme hızını arttırmaktadır.

    Söylenmesi gereken önemli şeylerden biri Reiki’nin Alternatif Tıp alanına girmediğidir. Ancak, ” tamamlayıcı” olarak artık dünyanın pek çok yerinde kabul görmüştür. Batı Tıbbı’nın yerine geçmez ancak hem Batı Tıbbı, hem de diğer tüm yöntemlerle beraber rahatlıkla kullanılabilir.

    Son derece rahatlatıcı, yumuşak olan Reiki enerjisi ’nin avantajlarından biri uygulama yaparken kendi üzerinizdeki olumsuzlukları, hastalıkları karşıya aktarmanızın söz konusu olmamasıdır, aynı şekilde karşıdaki insandan da bu tür şeylerin size geçmesi mümkün değildir. Bunun nedeni, uygulama yaparken sizin kullandığınız enerjinin kendi enerjiniz olmamasıdır. Uygulayıcı, Reiki Enerjisini evrenden alarak aktaran kanaldır sadece. Reiki, öğrenilmesi ve uygulaması son derece kolay, dini, politik görüşlerden bağımsız, dogmatik olmayan bir öğretidir. Herkes Reiki öğrenebilir, özel bir yeteneğe sahip olmaya, ya da spiritüel alt yapı çalışmalarına ihtiyaç yoktur. Ancak yüzeyde çok kolay olduğu düşünülen bu öğretinin ardında derin bir felsefe vardır.

    Reiki uygulayıcısı olmak, bir öğretmenin kişiyi inisiye etmesi(uyumlaması) sonucunda gerçekleşir. Bu, aslında içimizde zaten var olan bu enerjiyi aktif hale getirme işlemidir. Yani kitaplardan okuyup Reiki uygulaması yapmak mümkün değildir.

    Reiki’nin ne işe yaradığını anlatmadan önce, hastalıkların neden oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Her canlı bu dünyaya gelirken bir miktar Kİ enerjsi ile gelir ve bu enerjiden harcayarak yaşamını sürdürür. Ancak sahip olduğumuz bu enerji, hem bizi dış etkenlerden, hem de kendi yarattığımız düşüncelerden, yani iç etkenlerden, olumlu ya da olumsuz olarak etkilenir. Dış etkenler derken bunu da açalım isterseniz…

    Bizler okyanuslardaki balıklar gibiyiz, nasıl onların tüm çevresi su ve mikro organizmalarla doluysa, bizim de tüm çevremiz çeşit çeşit enerjilerle doludur. Oturduğumuz, dokunduğumuz, yediğimiz, iletişimde olduğumuz her şeyle enerji alışverişi içindeyiz ve ihtiyacımız olmayan bir çok olumlu / olumsuz enerjiyi farkında olmadan bünyemizde toplarız. Sonra bir gün bir bakarız ki dokunduğumuz her şeyden çarpılıyoruz, ya da hiç bir nedeni olmayan öfke ya da stres yaşıyoruz… bunların nedenleri, farkında olmadan çevremizden topladığımız, biriktirdiğimiz bu enerjilerdir.

    “Kendi yarattığımız” konusunu da biraz açmak gerek… Bilinçaltımız, aklımızın alamayacağı kadar büyük belleğe sahiptir, yaşadığımız her olayı, ilgimizi çeken resimleri, TV’de izlediğimiz programları, anne- babalarımızın, arkadaşlarımızın, sosyal çevremizin davranışlarını sürekli olarak kayda alır. Bu kayıtlar bilinçaltımızda belli düşünce kalıpları oluşturur, bu düşünce kalıpları da (bilincimizden bağımsız olarak) enerji olarak, kendimizin yarattığımızın farkında bile olmadan karşımıza dikilir. Eğer bunlar olumlu kalıplar değilse, bundan negatif yönde etkileniriz. Bazan da yaşadığımız özel olaylardan ötürü (kazalar, travmalar), bu Ki enerjisinden çok fazla harcamak zorunda kalırız, bu da enerjinin eksilmesi sonucunu yaratır.

    Her şekilde de sahip olmamız gereken denge bozulur, bedenimizdeki organlar sağlıklı Ki enerjisi ile beslenemez hale gelirler ve bu da önce duygusal/ruhsal, sonra da fiziksel olarak hastalıkların oluşmasına yol açar. Şimdi, bu noktada Reiki’ye geri dönelim… Şimdiye kadar Reiki’nin beden üzerindeki etkilerinden bahsettim, ancak Reiki uygulamaya başlayıp genel bir dengede olma durumuna girdiğimizde, sezgilerimiz ve farkındalığımızda da ciddi bir gelişme oluşmaya başlar. Hayata bakışınız, olayları algılayışınız daha derin ve daha olumlu olur. Reiki düzenli uygulandığında, yaşam dinamiği içindeki bozulmalar çok çabuk biçimde denge bulacağından, gereksiz hastalıklardan da korunma, kendiliğinden gerçekleşecektir. Çok yumuşak akışı olan Reiki’nin, düzenli uygulandığı zaman, etkileri, rahatsızlığın durumuna göre, 2-3 hafta içinde görülmeye başlayacaktır. Bu yüzden uygulama sonrasında tıbbi sonuçları almak için bu sürenin geçmesini beklemekte yarar vardır.

    Son Söz:

    Reiki, insanı kendi gerçeğine uyandıran bir araçtır. Şablonların içine hapsolduğumuz yaşantımızın dışına çıkıp yelpazenin ne kadar geniş olduğunu kavramamıza yardımcı olur. Bu bilinç uyanışı başladığı andan itibaren yaşantımız değişmeye başlayacaktır ve farkındalıkla yaşayarak hayatın bize getirdiklerini algılamak mümkün olacaktır.

    Sonuç olarak söylenmesi gereken önemli bir şey var; Reiki de, diğer öğretiler de, sihirli bir değnek olarak görülmemelidir. Eğer şifa bulmak, daha huzurlu ve daha kaliteli yaşam sürdürmek isteğindeyseniz Reiki size yardımcı olacak iyi araçlardan bir tanesidir. Ama asıl gücün kendi içinizde olduğunu, bu ve benzeri öğretilerin sadece araç olduğunu unutmamanızı öneririm…

    Tijen AYKUT ÇORBACI

    Usui Reiki Master

     

  • Reiki Seminerleri

    REİKİ 1.AŞAMA SEMİNERİ :

    1.aşama semineri, Reiki hakkında, çakra ve aura ile ilgili bilgiler gibi teorik aktarımlar ve devamında uyumlama ve uygulama olmak üzere bir günlük bir seminerdir. Bu aşamayı alan kişi, ellerini kullanarak hem kendisine hem de başkalarına Reiki’yi uygulamayı öğrenmiş olacaktır.

     

     

    REİKİ 2.AŞAMA SEMİNERİ:

    Yaygın uygulamada 2.aşama semineri bir günde verilir. Reiki’nin 3 sembolü öğretilir. Böylelikle koruma/arınma çalışması yapmak, uzağa enerji göndermek ve bilinçaltı çalışmaları yapmak mümkün olur.

    Biz, Yedinci Boyut’ta 2.aşama seminerlerini iki bölüm halinde veriyoruz. Bunun nedeni, bize göre Reiki’nin kalbi olan bu aşamanın, daha detaylı, derinine, felsefesine inerek ve özümsenerek öğrenilmesi.

    REİKİ 2A SEMİNERİ: Bu seminerde koruma sembolü (1.sembol) ve uzağa enerji gönderme sembolü(3.sembol) öğretilir ve bunlarla ilgili detaylı çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar aynı zamanda 2B SEMİNERİ’nde öğrenilecek olan mental çalışmalara hazırlık niteliğindedir.

    REİKİ 2B SEMİNERİ: Bu seminer 2A çalışmalarının tamamlanmasını takiben verildiği için, iki bölüm arasındaki süre, öğrenciden öğrenciye değişir. 2B’de ise mental sembol (2.sembol) öğretilir. Mental sembol, direkt bilinçaltımıza yönelik çalışmalar içerdiğinden ve yapılacak çalışmalar, bilinçaltımızdaki olumlu olmayan kalıpların olumluya dönüşmesi üzerine olduğundan, önem verilmesi ve dikkatli kullanılması gerekir.

    REİKİ İLE TOPRAKLAMA / İLETKENLİK / AKIŞKANLIK SEMİNERİ :

    Bu seminer, klasik Reikinin içinde yoktur, Tibet kökenlidir. İnisiasyonu olan bir seminerdir. Bundan önceki inisiasyonlarda üst çakralar aktive edilir, ancak bu aşamada alttaki çakralar da aktive edilerek bir akışkanlık ve enerjinin tam iletkenliği sağlanır. Ayrıca enerji dengelemeleri, aura temizliği, auradaki hasarların onarılması ve buna benzer çalışmalar öğretilir.

    Reiki 2. Ave B aşamaları almış olan öğrencilere verilir.

     

    BİLİNÇALTI KÖPRÜSÜ SEMİNERİ:

    Bilinçaltı sorunların bu hayata yansımalarını şifalandırmak için yapılan bir çalışmadır. Hocalığa aday olan kişilere yöneliktir.

     

     

     

    REİKİ 3.AŞAMA SEMİNERİ :

    A) Üstadlığa hazırlık çalışmasıdır. Bu aşamada kişi üstadlık sembolüne inisiye edilir. Uzun süren çalışmalar, meditatif ve kişisel arınmaya yöneliktir.

    B) Üstadlık aşamasıdır. 3 A’dan en az bir yıl sonra verilir. İnisiasyon uygulama bilgileri aktarılır. Uzun süren bir çalışmadır. Kendisini Reikiye adayacak olan kişilere verilmelidir.

     

    UYGULAMALAR

    KİŞİYE ÖZEL ENERJİ DENGELEME

    Reiki’nin ileri teknikleri kullanılarak yapılan bu uygulamada kişinin fiziksel bedenini enerji ile besleyen tüm çakralar, meridyenler ve ara kanallarda oluşmuş tortular / blokajlar temizlenerek enerjinin bedeni dengeli olarak beslemesi sağlanır. Uygulama sonrasında kişinin enerjisi dengelenir ve topraklanarak üzerinde gereksiz biriktirdiği olumsuz enerjilerden arınması sağlanır. Kişi bu uygulama sonrasında kendini tazelenmiş ve hafiflemiş hisseder. Uygulama kişinin durumuna göre 1-1:30 saat sürer.

    Tijen AYKUT ÇORBACI

    Usui Reiki Master/Eğitmen

     

  • Astroloji

    Bizler – daha doğrusu evrende var olan herşey – bir enerji dalgasından ibaretiz. Bu kuantum fiziği ile kanıtlanmış olan bilimsel bir gerçek. Mikrodalga seviyesinde yayın yapan bu enerji terkiplerinin herbiri etrafındaki diğer enerjilerle iletişim ve alışveriş halinde. Bir küçücük bitkinin bile etrafa yaydığı bir titreşim ve ortama kattığı bir etki, ya da odaya giren bir insanın birden değiştiriverdiği bir atmosferden söz ederken, aynı enerji sistemini – güneş sistemini – paylaştığımız gezegenlerin bu kuralın dışında kalmaları mümkün değil!

    İnsanın bir terkibi var. Bir DNA’sı, ve Yaratan’ın üflediği bir ruhu var. Bu terkip, dünyadaki ilk nefesini aldığı anda maruz kaldığı gezegen etkileri ile tetikleniyor.

    Doğum anındaki gezegen etkileri ile açığa çıkan o terkibi bir ana şablon gibi düşünün. Gökyüzünde belli bir rota ve zamanlamayı izleyerek yol alan gezegenler, bu ana şablon üzerine etki göndermeye devam ediyorlar. Dolayısıyla, aslında doğduğumuz an, bizim oyun araçlarımızı ve oynayacağımız oyunun seyrini belirlemiş oluyor. Yine de şunu asla ihmal etmemekte fayda var! İnsanın Yaratan tarafından verilmiş olan özgür iradesi nedeniyle elindeki araçları nasıl kullanacağı ve maruz kaldığı etkileri nasıl değerlendireceği tamamen kendisine ait bir tercih. Yani kaderin uzun ince yolunu evren çiziyor ama, bu yolda nasıl yürüyeceğini ve yolu tamamlarken hangi kapıdan çıkacağını belirleyen yine insan.

    Bu bağlamda astroloji, bize her insanın veya bir an içinde meydana gelen ve kendince bir enerji terkibi kazanan her olayın sahip olduğu potansiyelleri ve karşılaşacağı olası geçitleri tarifliyor.

    ASTROLOJİ İLE HANGİ SORULARI CEVAPLAYABİLİRİZ…?

    Astroloji bir matematik sistemidir. Bir fonksiyonun zaman içindeki değişimini çıkartır. Dolayısıyla sihirli bir dünya değil, verilere dayalı bir analiz sistemidir. Yıllar içinde birçok astrolog farklı teknikler geliştirerek, bu analiz aracını daha yetkin hale getirmeye katkıda bulunmuştur.

    Astroloji danışmanı, kullanabildiği teknikler ve sahip olduğu idrak çerçevesinde, incelediği kişinin enerji terkibini, yani temel şablonu tarifleyebilir. Buna doğum anındaki gökyüzü bileşenleri kullanılarak ‘’Natal’’ astrolojik portrenin çıkartılması diyoruz.

    Aynı şekilde, bir olayın, bir karşılaşmanın, bir sorunun da taşıdığı enerji ve sahip olduğu potansiyelleri incelemek mümkün. Buna da ‘’Horary’’ çalışması diyoruz.

    İki insan yani iki enerji birleştiğinde ortaya yepyeni bir enerji ve potansiyeller çıkıyor. Kişiler-arası ilişkilerin karakteristiğini, ilişkinin izleyebileceği rotayı ve her iki insan üzerindeki etkilerini incelemek için de, astrolojiden yararlanabiliyoruz. Bunun için de ‘’Composite ve Synastry’’ haritaları kullanılıyor.

    Gelecekten tam olarak haber vermek imkansızdır! Onun tam bilgisi Yaratan’ın uhdesindedir. Ancak, astrolojik teknikler kullanarak, olasılıkları ortaya koyabiliyor, yolda karşınıza çıkabilecek engel ve kolaylaştırıcılar hakkında uyarıcı olabiliyoruz ve sizin terkibinizden hareketle vereceğiniz tepkileri daha iyi yönetmeniz için, öneriler sunabiliyoruz. Bunun için de ‘’Transit, Progress ve Solar Return’’ tekniklerini kullanıyoruz.

     

    İletişim için:

    juno@yedinciboyut.com

  • Bilinçaltı Köprüsü

    Bir enerjinin farkına bilinç düzeyinde varmazsanız, o enerji bir gün dışa vurduğunda kader olarak karşınıza çıkar.
    -Carl G. Jung-

    Bilinçaltımız’da birçok kalıp olduğunu ve bunların yaşamımızı yönettiğini artık birçok öğretiden ve kaynaklardan biliyoruz.

    Zihnimiz, beynimizi korumak adına geliştirdiği savunma mekanizmasını devreye sokarak, bizi rahatsız eden tüm kayıtları bilinçaltının en derin katmanlarına iterek olayı/olayları unutmamızı sağlar. Bu, yaşamımızı sürdürmeye devam etmek için gerekli bir mekanizmadır, ancak çözülmeden bilinçaltına atılan bu tip kayıtlar, enerji alanımızda bir süre sonra baskı yaratmaya başlarlar ve benzer deneyimlerle karşılaşıldığında ortaya çıkarak şifalanmak için tetiklenirler.

    Çevremizde bu derin blokajı yüzeye çıkartmamız için gerekli olan oluşumlar, bize yardımcı olmaya çalışsalar da, bu yüzleşme için ciddi bir farkındalığa sahip olmamız gerekir.

    Bu alanlarda bilgi sahibi olmayan birçok kişi, hayatındaki olumsuzluklar zincirinin neden meydana geldiğini anlamakta güçlük çeker ve bunların içinden çıkmakta zorlanır. Bu süreç uzun süre devam ederse, bunun fiziksel olarak hastalıklara dönüşmesi de olasıdır.

    Fiziksel hastalıklar, bilinçaltındaki blokajlar’ın derecesine göre değişiklik gösterebilir. Bu, sürekli bir ağrı şeklinde de olabilir, nedensiz olduğunu düşündüğünüz ve yaşam biçimi haline gelmiş bir mutsuzluk, özgüven eksikliği, takıntılar, endişeler, korkular veya tekrarlayan ilişki sorunları da olabilir. Hatta kendisini ciddi fiziksel hastalıklara dönüşmüş olarak ifade etmeye çalışması da olasıdır.

    Bilinçaltı Köprüsü, Bilinçten Bilinçaltına bir sembolik köprü kurularak yapılır. Çalışmanın amacı, geçmişte maruz kalınan olumsuz duygu, düşünce ve davranışların yarattığı ve şimdiki yaşamı etkileyen ruhsal, zihinsel, duygusal ve fiziksel blokajları tespit etmektir. Kişinin izin verdiği ölçüde, bu blokajları çözmesine, dönüştürmesine ve böylece kişinin kendi kendisini şifalandırmasına yardım edilir.

    Çalışma, Reiki ile ve onun yarattığı koruma alanı içerisinde yapılır, çalışmada Hipnoz yoktur, kişinin bilinci tamamen yerindedir ve istemediği hiçbir duruma maruz kalması mümkün değildir

    Uygulama sırasında, bilincin elindeki malzemeyi (semboller, arketipler, çağrışımlar vb) kullanarak oluşturduğu hikayeye odaklanılır. Sunulan hikayenin doğrudan bilinçaltındaki bir kolaj mı, geçmiş yaşam anımsaması mı, yoksa vizyon mu olduğunun önemi yoktur. Önemli olan, gerçek olanla sanal olanı ayırt edemeyen bilinçaltıyla konuşabileceğimiz ve anlaşabileceğimiz ortak bir dil yakalanabilmesidir. Bu sayede, bilinçaltına sanal olarak doğru uyaran verildiğinde yaşanan dönüşüm, gerçeklik düzeyinde de etkisini göstermektedir.

    Hangi durumlarda uygulanabilir?

    - Sebebini bilemediğiniz ağrılarınız, hastalıklarınız, iç acılarında,

    - İlişki sorunlarında,

    - Suçluluk, değersizlik, özgüven eksikliği, kızgınlık, kıskançlık, korkular, kaygı ve endişe gibi negatif duyguları dönüştürmekte

    - Fobilerinizden ve olumsuz önyargılarınızdan kurtulmak,

    - Depresyon, derin üzüntü, yaşama sevincinin kaybı gibi sorunlarınızda,

    - Kurtulmak istediğiniz kötü alışkanlıklarınız veya takıntılarınız için,

    - Hedefinize ulaşmaktan sizi alıkoyan anlam veremediğiniz engelleriniz ve motivasyon eksikliğinizi çözümlemekte uygulanır.

    Herkes için uygun bir yöntem midir?

    Değişime hazır olmadan veya onu göğüsleyecek koşul ve güç oluşmadan, bilinçaltının tam çözümleme yapması beklenemez. “Ben iyileşeyim de koşullarım aynı kalsın” diyenler, değişime direnenlerde uygun bir yöntem değildir. Her teknik gibi burada da uygulayıcının elinde sihirli değnek yoktur ve danışanın aktif katılımı olmadıkça dönüşüm mümkün olmamaktadır.

    Kimlere Uygulanmaz?

    Çok analitik ve sol beyin baskın insanlarda zihin çok fazla devreye giriyorsa;

    Ağır antidepresan veya uyuşturucu kullanan kişilerde;

    Hamilelerde;

    18 yaş altındaki kişilere uygulanmamaktadır.

    Uygulama Şekli

    Uygulamada, ön görüşmeden sonra, Reiki ile kişi alfa/teta frekansına geçirilir ve bilinçten bilinçaltına uzanan bir köprü oluşturulur. Kişinin bilinçaltındaki sembolleri bulması ve o sembollerin çağrıştırdığı hikayeyi izlemesine izin verilir. Hikayedeki semboller takip edilerek sorunlarla yüzleşmesi sağlanır.

    Farkındalık oluştuktan sonra kayıttaki negatif duygu yükü boşaltılarak sorun dönüştürülür.

    Özellikle sorunun tanımını yapabilen ama ana nedenini bulamadığı için dönüştüremeyen kişilerde oldukça etkilidir. Duygu bilinmediği için duyguyla yüzleşme uygulama içinde gerçekleşir.

    SON SÖZ: “Sen değiş, Dünya değişsin!” mantığı ile yola çıkıldığında bireysel yapılan her bir çalışmadaki olumlu dönüşümlerin “Kollektif Bilinci” olumlu etkilemesi gibi bir durum söz konusu olduğundan yapılan çalışmaların bu yöndeki etkileri de göz ardı edilmemelidir.

    ***

    Çalışma bireysel seanslar şeklinde yapılır ve ortalama 2-2.5 saat sürer.

    Önceden randevu alınarak gelinmesi gerekmektedir.

    Tijen AYKUT ÇORBACI

    tijen@yedinciboyut.com

    0532 402 86 99

     

Güncel Yazılar

20-21 MAYIS Güneş Tutulması – Pardon! Siz Bir Ara Yeniden Doğmak mı İstemiştiniz?

| 18 Mayıs 2012 | 0 Comments

Rahmet hep bizimledir. Dua ettiğimiz, ”merkezden” dilediğimiz her an, mucize bizimledir. Ama ”rahmet kapıları açıldı” denilen zamanlar da vardır! Geçiş anları… Seçiş anları… Büyük Kavşaklar…

Bazen herşey durur, kuşlar susar, yapraklar kıpırdamaz… Çünki o anda kalbimizin üzerine Rabbin eli konmuştur ve bize hep bildiğimiz birşeyi fısıldamaktadır; ”HATIRLA! Sen Bendensin…”  20 Mayıs’ı 21 Mayıs’a bağlayan gece, Güneş tutulup, Yeni Ay dönemi başladığında ortaya çıkacak enerji de budur. devam

2012 Venüs Retrosu ve Büyük Venüs Geçişi – RAHMET KAPISINA DAVET

| 16 Mayıs 2012 | 2 Comments


Büyük Geçiş’te Neler Olacak?

Venüs’ün, 243 yıl süren büyük döngüleri vardır. Bu döngü ilki 129.5 yıl, ikincisi ise 113.5 yıl süren iki aşamada gerçekleşir. Ve her iki aşamada da, aralarında 8 yıl olan bir çift transit evresi yaşanır. Biz bu yüzyılın büyük geçişine ait çift transitin ilkini, 8 Haziran 2004′de yaşadık, 6 Haziran 2012′de ise ikinci transiti geçirerek, dönüşümü tamamlamaya hazırlanıyoruz. Mayalar ve Mısırlılar’dan bu yana  aktarılan astrolojik bilgilere göre, bu  geçiş dünyanın titreşimini yeni bir oktava çekmektedir.Başka bir deyişle, 2117 yılında başlayacak yeni çift transite kadar, dünyayı etkisine alacak yeni bir enerji tam anlamıyla hayata geçmek üzeredir! devam

TOPRAĞIN GÜCÜ ADINA …

| 11 Mayıs 2012 | 0 Comments

Hani hele bir Merkür Boğa’ya girsin, kafalara dinginlik, bedenlere enerji gelir nispeten diyordum ya… işte bugün o huzur ve dinamizmi hissediyor olmanız beklenir. Birkaç gün boyunca, Boğa’daki Merkür, Başak’taki Mars ve Oğlak’taki Retro Pluto arasındaki TOPRAK üçgeni, kendimizi daha kararlı, daha hedefe odaklı ve tutarlı hissetmemize yardımcı olacak. devam

MERKÜR BOĞA’da – Parıldayan Şeylerin Kıymeti Üzerine…

| 09 Mayıs 2012 | 0 Comments

”Parıldayan Herşey Altın Değildir!” der Shakespare Venedik Taciri’nde.
Ne kadar doğru…
Pek karışıktı kafası üstadın (Merkür) Balık’ta gezinirken. Hele Satürn’le de çekişince son günlerde, epey yoruldu, epey şüpheye düştü kendinden!

Ama ayakları toprağa basıyor nihayet Boğa’ya geçmesiyle birlikte.
Üstelik keyifli bir girizgah yapıyor Başak’taki Mars ve Oğlak’taki Ay ile bir üçgen oluşturarak, daha ilk günden… Her ne kadar pek sevilmezse de Ay’ın Oğlak’taki hali, bu üç aktif gezegeninin topraktaki üçgeni ne zamandır bulanmış olan görüş mesafemize pek iyi gelecek! devam

Aşık mı Oluyorsunuz? Kendinizi mi Arıyorsunuz?

| 07 Mayıs 2012 | 0 Comments

Bu dolunay biraz yoğun etkiliydi :)
Ama sular yavaştan sakinleşmeye başlar bugün…
Hatırlanması gereken şu; Yivli çiviler gibi kafanızın takıldığı yeri zorlamayın! İçinizi karıştıran meseleleri – ister kendinizle ister başkalarıyla ilgili olsun – bir ceket gibi asın girişteki portmantoya… Birkaç gün giymeyin onları üstünüze. devam

Satürniyen İç Çatışmalar Günü … Ne Kadarını Okuyoruz ki Kendi Hikayemizin?

| 04 Mayıs 2012 | 0 Comments

Bugün eski defterleri karıştıran bir muhasebeci gibi çalışan Retro Satürn, kendinden şüphe etmeye yatkın Ay’ı yanına, ben herşeyi bilirim diyen Merkür’ü de karşısına aldı! Yani hepimiz derin bir muhasebeye dalmaya yatkınız hayatımız hakkında…

Bu kötü mü? Elbette değil… Hatta istenilen birşey. Ancak bütün becerebildiğimiz ”güçsüz, yetersiz, yeteneksiz, aptal, komik, korkak….” biri olduğumuza karar vermek ya da karşımıza çıkmış olan ”engeller, aksilikler, şanssızlıklar, mecburiyetler…” gibi bizi güçten düşüren faktörleri suçlamak ve yine dönüp dünyanın ”en şanssız ve sevilmeyen” varlığı olduğumuza karar vermekse, bunun bize bir yararı yok! devam